Tag Archives for alışveriş

Yeni Zelanda Seyahati

Yeni Zelanda’nın en çarpıcı özellikleri nelerdir?

Yeni Zelanda’da beni etkileyen çok şey oldu ama ilk etkilendiğim vizesi oldu. Çünkü vize almak için çok uğraşmanız gerekiyor. Çok zorlukla vize veren ülkelerden biri Yeni Zelanda. Sayfalarca form dolduruyosunuz. 20 sayfa civarında.

Fakat ülkeye gittikten sonra bunu anlayabiliyorsunuz çok güzel bir ülke, çok güzel muhafaza edilmiş ve hiç bir şekilde bunun bozulmasını istemiyolarlar. Doğasından çok etkilendim, inanılmaz bir doğası var. Çok yeşil bir ülke ve hiç bir şekilde vahşi hayvan yok. Kurt yok, kuzulara saldırabilecek tilki yok, ayı yok, yılan yok, sadece bir çeşit örümcek var o yüzden mesela kivi dedikleri ülkenin sembolü olan kuş uçamıyor. Çünkü herhangi bir tehlike olmadığı için uçma yetilerini kaybetmişler.

Bütün büyük şehirlerde muhteşem botanik bahçeler var, yeşilin envayi çeşidini görebiliyorsunuz. Aynı zamanda hayatın ne kadar yavaş aktığını gördüm, yani oraya gittiğinizde kendinizi apayrı bir dünyada hissediyorsunuz ve bizim burdaki gündelik hayattaki kargaşadan, koşuşturmadan tamamen uzakta yaşıyorlar, bundan çok etkilendim.

Bir de uykum çok etkilendi, çünkü 11 saatlik fark var ve 25 saat gibi bir yolculuktan sonra vardığınızda Yeni Zelanda’ya, geceniz gündüzünüze karışıyor; jetlag dedikleri olayı yaşıyorsunuz, bir kaç gün kendinize gelemiyorsunuz.

Yeni Zelanda’da görülmesi gereken yerler neresi?

Yeni Zelanda’ya gittiğinizde çok güzel şehirler var keşfetmeniz gereken. Okland’la başlayabilirsiniz. Okland, Yeni Zelanda’nın en büyük şehri; adete bizim istanbul gibi. Bunun dışında görmeniz gereken yerlerden bir tanesi Rotorova. Orda da Maori kültürünün ilginç yönlerini tanımanız söz konusu.Aynı zamanda Rotarova’da gayzerler var, birazcık bizim Pamukkale’ye benzeyen bir yer. Biraz daha aşağılara indiğimizde Napiyer var. Napiyer’in özelliği dünyada güneşin ilk doğduğu şehir olması ve burası 1931′deki depremden sonra yeni baştan inşa edildiği için artık deko mimarının başkenti diye geçiyor ve çok güzel art deko binalar var. Aynı zamanda Napiyer Yeni Zelanda şaraplarının üretim merkezlerinden bir tanesi olarak geçiyor.

İki adadan oluşan bir ülke Yeni Zelanda. Kuzey adası ve güney adası. İki adanın birleştiği noktada Wellington var, Wellington başkentleri. Çok güzel bir şehir, mutlaka görülmesi gereken yerlerden bir tanesi. Güney adasında aynı zamanda görülmesi gereken yerlerden bir tanesi Christ Chirch.

İngiltere dışındaki en İngiliz şehir olarak kabul ediliyor. Eğer Dunedin’a giderseniz çok güzel bir doğa görüyorsunuz ve çok yeşil bir ülke Yeni Zelanda. Dunedin bunu görebileceğiniz şehirlerden bir tanesi. Spora meraklıysanız Quins Dağı‘na gidebilirsiniz. Doğa en öncelikli tercihinizde ise Yeni Zelanda’nın fiyorklarını da ziyaret edebilirsiniz çünkü bana göre en güzel fiyorklar Yeni Zelanda’da bulunuyor.

Yeni Zelanda’ya ulaşım nasıl oluyor?

Yeni Zelanda’ya tabiki uçarak gitmekten başka çareniz yok. Çünkü Türkiye’den gidebileceğiniz en uzak ülke konumunda. Bir kaç aktarma yaparak gitmeniz gerekiyor. Bunlardan bir tanesi Dubai-Singapur üzerinden gitmek.

Mesela Singapur hava yoluyla uçtuğunuzda önce bir 4 saatlik bir Dubai uçuşu var, ardından bir 7 saat Singapur’a uçuyorsunuz. Ondan sonra da bir 10 saat oklanda uçuyorsunuz yada Amirates hava yoluyla direkt Dubai üzerinden Okland’a uçmanız da söz konusu, fakat toplam uçuş miktarı 25 saati geçebiliyor aktarmalar, beklemelerle beraber. O yüzden de çok uzaklarda bulunuyor.

Eğer Avusturalya’dan gidecekseniz Avusturalya’nın büyük şehirlerinden de Okland’a uçabilirsiniz, yaklaşık 3 saatlik bir uçuşla Sydney’den Okland’a ulaşmanız mümkün. Gemiyle gidecekseniz de Avustralya’dan gidebiliyorsunuz fakat bu da en azından 2 günlük bir yolculuk anlamına geliyor.

Yeni Zelanda’da nasıl alışveriş yapabiliriz?

Yeni Zelanda’da çok güzel hediyelik eşyalar bulabiliyorsunuz, özellikle müzelerin hediyelik eşya satan dükkanlarında çok enteresan şeyler var. Bunlardan bir tanesi Rotaroa’da bulunan Maori Kültür Merkezi’nin alışveriş merkezi. Burada mesela denizden çıkan mavi midyeler var, onlardan yaptıkları çok güzel hediyelik eşyalar var. Aynı zamanda Maori kültürünün ağaçtan yapılmış olsun, farklı maddelerden yapılmış olsun, güzel farklı eserlerini de bulmak söz konusu.

Ülkede tabii ki çok fazla büyükbaş ve küçükbaş hayvan olduğu için deri eserler de bulunabiliyor, deri alabilirsiniz. Deriden yapılma meesela çok şık terlikler bulunabiliyor. Deri yelekler var, deri ceketler var, ayrıca koyun şekline sokulmuş çocuklar için deri çantalar var, bu tarz da hediyeler bulmanız mümkün.

Yeni Zelanda’danın iklimi nasıldır?

Yeni Zelanda güney yarım kürede bulunuyor, dolayısıyla bizde kış olduğunda Yeni Zelanda’da yaz mevsimi yaşanıyor. Bu nedenle Aralık, Ocak, Şubat aylarında giderseniz çok güzel bir iklimle karşılaşabilirsiniz ama Yeni Zelanda çok rüzgarlı bir ülke.

Aynı zamanda Avusturalya’ya göre daha güneyde kaldığı için çok sıcak olmuyor. Mesela eğer gittiğiniz ay Aralık ayıysa -ki yazın başladığı zaman dilimi oluyor- sıcaklık 20 derece civarında. Bu yüzden yanınıza mont, kazak türü şeyler almanız gerekiyor, özellikle akşamları kullanmak üzere. Yazın gittiğinizde, tabi etraf yemyeşil, dünyanın en yeşil yerlerinden bir tanesi Yeni Zelanda ve en güzel tarafı da bizde kış olduğunda sıcak olan bir ülkeye yaz olan bir ülkeye gitmeniz.

Yeni Zelanda’da yiyebileceğimiz yemekler nelerdir?

Yeni Zelanda sonuçta bir ada ülkesi ve denizlerle çevrili olduğu için deniz ürünlerini mutlaka tatmanız gerekiyor. Bizim bildiğimiz balıklar dışında okyanus balıkları da var. Yeni Zelanda’da deniz ürünleri muhteşem, ıstakozundan tutunda, karidesine kadar; özellikle midyeleri meşhur, mutlaka denemeniz gerekiyor. Bunun dışında Yeni Zelanda dünyanın en fazla et ihraç eden ülkelerinden bir tanesi. Bu gün Avrupa’da olsun, Amerika’da olsun, bütün restoranlarda Yeni Zelanda eti satılıyor. Hatta Beaf Wellington diye Wellington bifteği isimli yemekleri bile var. Onun için muhakkak et yemeniz gerekiyor. Eğer koyun eti seviyorsanız, zaten çok sayıda koyun olduğu için, ülkede koyun eti çok güzel. Et ağırlıklı yemekleri olan bir ülke. Eğer Okland’a giderseniz Okland’ta çok sayıda Türk dönerci de görebiliyorsunuz. Değişik isimler taşıyan Türk restoranları da bulunuyor.

Fakat bir şeyi hatırlatmakta fayda var. Yeni Zelanda gece hayatının çok geç saatlere sarkmadığı bir ülke. Okland’ta güzel bir gece hayatı görebiliyorsunuz Wellington’da da görebiliyorsunuz ama diğer taraflar daha sakin ve restoranlara gittiğinizddee çok geç kalmamanız gerekiyor, çünkü çok erken saatlerde yemek yiyorlar. Saat 9-10′dan sonra pek fazla yiyecek bulamayabiliyorsunuz. Ayrıca servis çok yavaş, Yeni Zelandalılar hayatın tadını çıkaran, aceleye getirmeyen insanlar; o yüzden bizim gibi çok hızlı bir servis beklememek gerekiyor.

Buenos Aires Seyahati

Buenos Aires’te görülmesi gereken yerler hangileri?

Belkide sanatın Güney Amerika kıtasındaki bu şirin ülkesinin içindeki başkentte bulunan Buenos Aires’te en güzel tarihi dokusunun yansıtıldığı yerlerden bir tanesi geniş caddeleri, 500 yıllık mimari yapısından ve dokusundan bir şey kaybetmemiş binaları, opera binaları, eski şehri yani Kaminito denilen ilk olarak göçmenlerin gelip kurmuş oldukları; daha sonra Arjantinlilere bırakmış olduğu eski şehir, bunun yanı sıra ulusal tarih müzesi, modern sanat müzesi.

Şehrin içindeki o geniş caddenin üstüne kurulan parkları, ki bunun en ünlüsü Palermo Parkı, aynı zamanda tabiki Arjantin için vazgeçilmez isim olan Evaperon evi ve tabi ki Evaperon’un mezarı başlıca ziyaret edilmesi gereken yerlerden bir tanesi.

Ancak şunu unutmamak gerekir ki eğer sizler biraz şehrin dışına gitmek isterseniz size çok özel bir tavsiyem var; lütfen bir tren alıp önce o trenle hep birlikte San İsivro kasabasına uğrayalım.

Bu kasabadaki eski tarihi, el işi yapımlarını görelim. Ordan trenle Delta Tigre‘ye devam edelim, Delta Tigre’de inelim bir tekne alalım ve Delta Tigre’de  nehir boyunca o müstakil evlerin içerisindeki, tamamen karayla kesilen ilişkideki yaşamın farklı güzelliğini ve doğayla bütünleşen o hoş yaşamı hep birlikte görüp yaşayalım. O zaman Buenos Aires‘e gitmek için beklemeye bir an bile gerek yok.

Buenos Aires’e nasıl gidilir?

Uzun bir yolculuğu göze alıyorsunuz ama yalnızca Arjantin‘e ve Buenos Aires’e gitmiş olmak için değil. Yalnızca başlı başına oraya gitmek için bence gitmeyin. Bir Güney Amerika turu alın, içerisinde Arjantin ve Buenos Aires’i de görün.

Burada visesiz Türklerin belkide en kolay yaşayacağı, dünyadaki şehirlerden biri olan Buenos Aires’a gitmek için bir Paris’e kadar uzanalım, Paris’ten bir uçak alalım, bu uçakla 12-12.5 saat bir yol katetelim. Başkent Buenos Aires‘e inelim; yani güneşin şehrine.

Vizeye gerek olmadığı için pasaportumuzla direkt ülkeye girelim ve işte ondan sonra sokakta tango yapanlar, ülkenin 500 yıl geçmişindeki o geniş caddelerinde uzanan tarihi dokusuyla birlikte başlı başına yaşanması gereken tüm güzellikleri, bütün sanat eserlerini hep birlikte yaşamaya başlayalım. Ne kadar süre gerekli? Bana göre Buenos Aires’te dolu dolu 4 gün, yaşanması için en ideal süreç.

O zaman daha ne duruyorsunuz ki… Önce Güney Amerika’ya sonra Arjantin’in başkenti Buenos Aires’e.

Buenos Aires’te nasıl bir yemek kültürü var?

Biz Türk halkı yemeğe çok düşkün insanlarız. Arjantin’e gittik, Buenos Aires’te aç kalırız diye bir kere hiç düşünmeyin. Çünkü Kordo Madeiro adlı bir liman var, bu limana varın 50′nin üstünde restoran; ama aklınıza ne geliyorsa. Benim tavsiyem sizlere öncelikle bir Arjantin et restoranına gitmeniz. Çünkü dünyanın hiç bir yerinde görülmeyen bir servis var.

Nasıl bir servis bu? Bir kere etler tamemen sizin isteğiniz ağırlığın gramajına göre geliyor, bunlar 1 kilo, 350 gr diye değişiyor. Bu etler geldikten sonra masada özel bir mangalın üstünde, masaya koyuluyor ve bir nevi aslında bizim kendin pişir kendin ye tarzı restoranının içine taşınmış.

Bunun yanı sıra bir sistem daha eklemek gerekirse, yine etler büyük şişlerde Çulaskarya denen bir sistemle hayvanın değişik yerlerinden kesilen etler masalara geliyor ve hiç durmadan garsonlar tarafından o büyük şişlerden servis ediliyor. Ne zamana kadar siz masadaki dur işaretini kırmızıya çevirene kadar, yeşil daima devam. Deniz ürünü yok mu? Olmaz olur mu. İkinci planda da olsa deniz ürünleri de bir numara, ama benim tavsiyem dünyadaki en iyi et ürününü yiyebileceğiniz tek ülke ve şehir, Arjantin ve Buenos Aires.

Buenos Aires için tangonun önemi nedir?

Bir ülke hayal edin ki insanları sokaklarında bile 24 saat tangoyla yaşıyor. Hatta bazen yemiyor, içmiyor, yalnızca tango yapıyor. Hepimiz, “Papatya gibisin”, “Sevdim bir genç kadını” gibi şarkılarla ve o şarkılardan esinlenerek yapılan tango danslarıyla büyüdük; ama biliyor musunuz gerçek tango, hayatın bir kaynağı, yaşama kaynağı, nerede tabiki Arjantin’in başkenti Buenos Aires’te.

Oraya vardığınız anda, daha uçaktan iner inmez, şehre ilk girdiğiniz an itibariyle sokakların her köşesinde, sokak tangocularını görmek, onları izlemek ve onlarla birlikte tango yapabilme şansına sahipsiniz.

Ama bunla da kalmaz, yetinmezseniz, hakkaten dünyanın en iyi tango danslarının yapıldığı bir gece klübüne gitmek istiyorsanız; o zaman size tek tavsiyem La Ventana adlı tango klübüne gitmeniz ve 150 yıllık bir şarap mahzeninde o inanılmaz ortamda, Arjantin’in en iyi orkestrası eşliğinde, inanılmaz tango dansçılarıyla birlikte bütün bir gece boyunca Arjantin’in ünlü şaraplarını yudumlayaraktan tangonun yaşamın neden bir parçası ve kaynağı olduğunu çok iyi bir şekilde damarlarınızda hissedebilirsiniz.

Buenos Aires’e yılın hangi döneminde gidilmeli?

Bir Buenos Aires seyahati düşündünüz, iklimine karar vermek istiyorsunuz. Cevap çok basit; bizler burada kış ayını yaşarken, orada insanlar yine yaz ayını yaşıyorlar. Kasım sonunda gidebilir; Kasım, Aralık, Ocak, Şubat, Mart hatta Nisan ortasına kadar günlük güneşlik bir ortamda yaşayabilirsiniz. Eğer Mayıs, Haziran ve ya Temmuz gibi gitmek istiyorsanız, yapacağınız tek şey bir şemsiye, bir yağmurluk.

Onun dışında çok fazla üşüyeceğiniz bir ortam yok. Ne de olsa bir Güney Amerika kıtası. O zaman siz siz olun, yazı yaşamak istiyorsanız, her ne kadar Buenos Aires’e deniz uzak olsada, içerisinde bir nehir mevcutsa da -Rio de La Plata adlı- bu yüzden denize gitmek için belli bir mesafe katetmek gerekiyor. O zaman isterseniz Mayıs, Haziran, Temmuz aylarında da gidebilirsiniz ama yağmurda Buenos Aires bence pek tatlı olmaz.

Siz siz olun, bence gelin Aralık, Ocak, Şubat yada Mart aylarından birinde Güney Amerika’ya gitmişken, Buenos Aires’i ziyaret etme imkanına sahip olun.

Buenos Aires’ten neler alabiliriz?

Buenos Aires’te alışveriş yapmak istediniz. Hoş, her ne kadar bizde dericilik çok gelişmişse de, dünyada bana göre en gelişmiş, deri üzerine ürünlerin imal edildiği ürünlerin satıldığı ülke Arjantin, şehir de Buenos Aires ama yalnızca bununla da kalmıyor; eğer antika meraklısıysanız, bana göre dünyanın en ünlü, en değerli antikalarının satıldığı tek şehir yine Buenos Aires.

Neresi mi, Buenos Aires’te Santelmo mahallesine gidin, mahallenin başından sonuna kadar yürüyün, alabildiğince antikacılar sizleri bekliyor, içindeki o binlerce yıllık tarihi dokusundan hiç bir şey kaybetmeyen eşyalarıyla birlikte.

Buenos Aires’te ne tür sorunlar yaşanabilir?

Arjantin halkı belki de dünyada Türklere hem halk olarak, hem kişilik olarak, hem yapı olarak, hem de yüz şekli olarak en çok benzeyen insanlar. Erkekler; bıyıklarıyla, sakallarıyla, bıyıklarıyla, tespihleri hariç. Bayanları; güzellikleri, giyimleriyle birlikte, modernlikleriyle birlikte Türk halkına çok benziyor.

Ancak işte en büyük sorun kapkaç. Dünyanın her yerinde var ama burada Türklerin dikkat etmesi gereken en önemli husus, metroların çıkışlarındaki küçük kapkaçlar. Bu yüzden siz siz olun Buenos Aires sokaklarını dolaşırken, lütfen ziynet eşyalarınızı kesinlikle taşımayın, çok fazla para almayın yanınıza; çünkü metro çıkışlarındaki kapkaççılar cebinizdeki hatırı sayılır parayı almak için orada sizi bekliyor olacaklar.

Buenos aires gezisi için bunları söyleyebiliriz.