Tag Archives for şili

Şili Seyahati

Şili’ye ulaşım yolu nasıldır?

Şili‘ye gitmek için yola çıktınız. Keşke olsa da direkt gitseniz ama istemezsiniz. Çünkü en azından bir ayaklarınızın açılması gerekiyor. O zaman en güzel şey İstanbul’dan Paris’e bir uçak bileti almak ve Paris’ten aktarmalı olarak Şili’ye ve Şili’nin başkenti Santiago’ya varmak.

Tabiki bu 15 saatlik yolculuktan sonra, her ne kadar hava değişiminden dolayı ve zaman aşımından dolayı jetlag olsak da Şili’ye indikten sonra Şili’nin o güzelliklerini Santiago’yla birlikte Ant Dağı’nın eteklerini geçerekten yaşamaya başadıktan sonra işte niye bu kadar yolu teptiğinizi ve katettiğinizi hissederekten ve alışaraktan anlamaya başlayacaksınız.

O zaman hep beraber visesiz, yalnız tek bir pasaportla cebinizde 2 bileti hazırda bulundurmakta fayda var.

Şili’de nasıl bir tatil rotası çizilebilir?

Şili’ye kadar vardınız, kendinize program çizmek istediniz. Bence yola çıkmadan önce hemen bu programı not almanızda fayda var. Çünkü Santiago yalnızca baş şehirle bütünleşecek bir yer değil.

Ant Dağları‘ndan geçebildikten sonra onun eteklerindeki üzüm bağlarını görmeden geçmek -her ne kadar Fransızların bir eseri olsa da- şehrin içindeki 500 yıl geçmişi olan kathedrali ve şehrin içindeki diğer tarihi dokusu ve eseri bulunan binaları, eski şehri ve Fransızların yaşadığı mahalleleri görmeden geçmeyin.

Meryem Ana tepesi tabi ki şehre kuş bakışı bakılan çok güzel bir nokta.

Binyadelmar, yani zamanın üzüm bağlarının en güzel oldugu pasifik kıyısındaki şuanda en zenginlerin yaşadığı şehir, Val Peryso General Proşe‘nin dogdugu ve Şili’nin doğuş yeri olan noktadan bir tanesi; Şu anda parlamento binasının olduğu merkez. Her ne kadar depremlerden şuanda çok etkilenmişse de, yaşam standartları çok düşmüşse de, olmazsa olmaz görülecek yerlerden bir tanesi.

Peki ya Şili Pategonyası? Bence yaşanmadan geçilmeyecek muazzam bir doğa harikası Fiyotlarıyla birlikte.

Ya Paskalya Adaları? Dünyanın göbeği iddia edilen Rapunniyi kabilesinin yaşadığı yer. O zaman Şili baştan sona çölleri, dagları, denizleri, şehirleri ve paskalya adaları ve doga güzelligi olan Pategonyasıyla birlikte bir bütün. Bu rotayı yaşamak için yapacagınız tek şey şu anda çoktan Şili’ye varmış olmanız.

Şili’deki yemek kültürü nasıldır?

Güney Amerika ülke olarak Türkler için yemek açısından bol çeşitin olduğu bir kıta. Şili de zaten böyle bir ülke. Neden? Çünkü bir kere büyük baş hayvancılık çok geliştiginden dolayı zaten et ve et ürünleri, et mamüllerinde dana ve sıgırdan ve kuzudan yapılan çok güzel Parillalar var. Parilla, bu hayvanlardan toplanmış karışık ızgaranın bir çeşiti. Bunun yanı sıra Pasifiğe kıyısı oldugu için zaten denizden ne çıkıyorsa yemeye devam ediyorsunuz.

Tabi ki Şili usulü yapılanları var, bizim bildigimiz gibi yapılanları var; ama tavsiyem kesinlikle kılıç balıgının değişik versiyonlarını orda yeyin. Unutmadan bir şey söyleyeyim. Bu kadar güzelliklerin içinde olmazsa olmaz, her ülkenin milli bir içecegi vardır. Nasıl bizimki rakıysa, Fransızların şarapsa, Şili’nin de Pisko Sauel. Küçük bardaklarda sunulan o milli içecegi tatmadan dönmeyin. Ne olduğunu sormayın bence, bi tadın ondan sonra kararı siz verin.

Şili’nin coğrafi özellikleri nelerdir? Şili Nerede?

Türkiyeden yola çıktınız, dünyanın en batısına gideceksiniz. Neresine? Tabi ki Güney Amerika kıtasının en uç noktası olan Şili‘ye gideceksiniz. 15 bin km yola deger mi deger. Neden? 4 mevsimi bir arada yaşayacaksınız. Üribolivya Arjantine sınır olacaksınız. Ant dağları, Atakama çölleri, Pasifik Okyanusuyla bütünleşeceksiniz.

O zaman yapacagınız tek şey, en kısa zamanda dört mevsimi bir arada yaşayacagınız bu güzelliklerdeki; hem doga harikası, hem de tarihi dokuyu hep birlikte yaşamak istiyorsanız Şili için bir bilet cebinizde hazır olsun. Bir ülke düşünün ki dünyanın en yüksek dağlarına sahip olsun, ki bu Ant Dağları. Bir ülke düşünün ki, Ant Dağlarının gölgesinde kalmış gibi gözükse de kuzeyini kaplayan Atakama Çölü‘yle birlikte kuraklıgı versin.

Bir ülke düşünün ki bütün sahil şeridi Pasifik Okyanusu’na baksın ve o ülkeye ayrı bir hava versin. İşte denizin, güneşin, çölün ve karla kaplı daglar bir ülkeye 12 ay boyunda dört ayrı mevsimi aynı anda yaşatıyor. Dünyada tek ama yalnızca tek bir yerde. Nerede? İşte Şili’de.

Şili seyahatinde yaşanabilecek sorunlar nelerdir?

Şili halkı 500 yıl önce keşfedildikten sonra günümüze kadar halen o yerel gelenek ve göreneklerine bağlı olarak yaşamaya devam ettiğinden dolayı turistler için çok ideal tatil yapılacak bir yer haline gelmiş. Neden; çünkü insanların kendi işlerinden başka hiç bir şeyle alıp veremedikleri yok.

Yalnız şuna dikkat. Şili’de, özellikle de başkent Santiago’da -her ne kadar Şili halkı Türk turistler için zararsız gibi görünse de- Perudan, Molivya’dan gelen halka dikkat. Çünkü bunlar aç, fakir ve çalmaya, hırsızlığa meyilli oldugu için bence başkent sokaklarında ve Şili’nin diger sehirlerinde ziynet eşyalarınızı takıp sokaklara çıkmayın, ne olur ne olmaz. Bir Peru ve Molivyalıyla karşılaşmak bence istemezsiniz. Halklarını kötüledigimden degil ama Şili’ye gelenlerin asıl amacı, sebebi bu olduklarından dolayı, siz siz olun tatilinizi zehir etmemek için kapkaççılara dikkat edin.

Şili’ye hangi aylarda gidilmeli?

Şili’ye vardık, ama ne zaman vardık bu çok önemli; ki yine iklimden dolayı dünyanın diğer bir ucu olduğu için biz burda kış ayını yaşarken, sizler orda hem de pasifik okyanusu kıyısında denize girme fırsatınız olabilir.

Yalnız hava çok sıcak olduğundan dolayı kış aylarında yani; Aralık, Ocak, Şubat, hatta mart ve nisanda serilmeyin. Deniz o kadar sıcak değil. Bütün yıl boyunca deniz sıcaklığı genelde ortalama 12 derece eder. Çünkü biliyorsunuz, güneydeki buzullar kırıldıkça pasifik okyanusundaki akıntılarla birlikte denize karışıyor, karışan buzullarla birlikte hava 30-35 derece de olsa denizin su sıcaklığı 12 derece.

Belki de o güneşin sıcaklığını, yakan sıcaklığından en güzel serinlenme methodu ve yöntemi de 12 derecelik pasifik okyanusundaki sulara -serin sulara- kendinizi bırakmanız ve atmanız. Güney Amerika, yani sıcaklarıyla ünlü bir kıtanın üzerinde kar görmeden geçilir mi geçilmez… Nerde mi, işte Santiago’da Alp Dağları’nda biz burda yazı yaşarken onlar alpakalarını giymişler, pançolarını üstlerine giymişler, soğuk kardan ve kıştan korunmaya çalışıyorlar.

O zaman siz siz olun Aralık, Ocak, Şubat, Mart, Nisan’dan sonra gitmemeye çalışın. Çünkü zaten o zaman yaz Türkiye’ye çoktan gelmiş oluyor.