Tag Archives for vize

Moskova Seyahati

Moskova şehri pahalı bir şehir  mi?

Moskova çok pahalı bir şehir, nedenine gelince Moskova, turizme yeni başlamış olan bir ülkenin başkenti. Turizmin 1980′lerden 1990′lardan sonra geliştiği bir şehir. Rusya’da olduğu gibi Moskova’da da maalesef turistlere yolunucak kaz gözüyle bakılıyor.

Normalde insanların kazançları 90$ ken siz bir öğle yemeğine gittiğinizde iki kişiye 100$ a yakın para ödeyebiliyorsunuz çünkü turistler için ayrı bir hesap söz konusu. Ayrı menüler var, ayrı fiyatlar var, turistik fiyatlar ödeyebiliyorsunuz.

Rusça’ya çok hakim olsanız bile, maalesef benim çok tanıdıklarım vardı, onların başına da aynı şey geliyor dolayısıyla yaşın pahalı olduğu bir ülke Moskova. Aynı şekilde otel fiyatları da çok yüksek Moskova’da. Komünizmin çökmesiyle beraber tabi Rusya’da da kapitalizm  kendini ciddi bir şekilde göstermeye başladı.

İnsanlar para kazanabilmek için sahip olduğu şeyleri satmaya başladı. Bunların içinde de komünist döneme ait savaş eserleri olsun, şapkalar olsun, madalyalar olsun çok değer kazanmaya başladı, prim yapmaya başladı çünkü yabancılar için özellikle batılılar için çok enteresan şeyler. Bunları seyyar satıcılarda da bulabilirsiniz.

Rus sanatçılarının yaptığı sanat eserleri var, bunları dışardaki tezgahlarda bulmak sözkonusu ama dikkat etmeniz gereken bişey var bazen sınırda bu tablolar problem yaratabiliyor. Müzeden onay istiyorlar çünkü tablonun değerli olduğunu düşünüyor görevliler yada bazen rüşvet maksadıyla onun için tablo sanat eserleri alırken dikkat etmek lazım. Belkide onun yurtdışına çıkarılabiliceğine dair belge bulundurmak, onu da beraberinde sınırda göstermek lazım.

Moskova’da kesinlikle görülmesi gereken yerler nerelerdir?

Moskova’ya gittiğinizde muhakkak Kızıl Meydan’a gitmeniz lazım, oradaki havayı solumanız gerekiyor. Kızıl Meydanı’nın önünde bir kaç tane müze var. Bunlara bakılabilir, bir tanesi tarih müzesi.

Aynı zamanda Lenin’in Monzales’i var dikkatinizi çekiyorsa ziyaret edebilirler, Kremlin tabiki Rusya’nın yönetildiği yer Putin’in olduğu kısım. Orası çok enteresan, orada dolaşabilirler ki Kremlin aynı zamanda bir müze görevi görüyor ve orada çok enteresan Rus binalarını görebilirsiniz.

Rusya ile İstanbul arasında benzerlikler var. İstanbul Bizans’ın merkezi olduğu için din ve alfabe İstanbul’dan gitmiş fakat bizdeki gibi görkemli yapılar yapamamışlar. Bir Ayasofya’yı göremiyorsunuz. Onun yerine küçük soan kubbeli binaları yapmışlar ve kendi özel mimarilerini yaratmışlar. O tar çok enteresan soan kubbeli kiliseler var onları görmek gerekiyor.Kuşkim müzesini görmek şart çünkü aynı zamanda bu müzede troa hazineleri sergileniyor.

Biliyorsunuz ülkeler arası çok ciddi problemlere yol açmıştı. Almanya’dan ikinci dünya esnasında çalınmıştı. Ondan öncede Türkiye’den 1970 li yıllarda alınmış vey çalınmıştı. Bunları puşkin müzesinde görebiliyorsunuz ama bunlar dışında da muhteşem bir koleksiyona sahip. Bi de akşamleyin Bolshow’da bale yakalayabilirseniz ideal olur kanısındayım.

Moskova’ya ulaşım nasıl olur?

Moskova’ya gitmek için değişik alternatifler var. THY’nin uçuşu var, çok rahat gidebiliyorsunuz. Rus hava yolları, bunun dışında değişik dönemlerde turist yoğunluğunun çok olması nedeniyle özel uçuşlar da düzenleniyor. Bu şekilde de Moskova’ya gitmek mümkün.

Vizeyi direkt kendinizin almasına gerek yok direk bu işlerle uğraşan şirketler var. Direkt size onlar alıyorlar Moskova vizesini aynı zamanda gidiceğiniz seyahat acentasıda sizin gezinizi organize edebiliyor.

Moskova’nın yemek kültürü nasıldır?

Moskova mutfağı deyince benim aklıma gelenlerden ilk olarak bir tanesi zakuski, bizim mezelere benziyor ve mezelere verdikleri isim zasuski ve dolayısıyla yemeklerden önce atıştırma olarak veriliyor tabi ki yemeğin yanında muhakkak votka olması gerekiyor çünkü biliyorsunuz Ruslar votkaya çok meraklı.

Votkanın bin bir çeşidi bulunuyor. Votkayla beraber gidicek mersin balığından yapılan havyar, havyarı da genellikle brin dedikleri bir çeşit ekmekle servis ediyorlar onunla beraber yemekte fayda var. God çorbaları biliyorsunuz meşhur bunu pancardan yapıyorlar. Kışın sıcak olarak, yazın da soğuk olarak servisini yapıyorlar. Sovyaenta diye bir balık çorbaları var oda gene gayet güzel.

Bizim şiş kebabını andıran şaşlık denen kebapları var bizim damak tadımıza gayet uygun bunun dışında tatlı olarak ta şarlota talısını tavsiye edebilirimruslara ait tatlılardan bir tanesi. Biliyorsunuz Rusya yüzölçümü olarak dünyanın en büyük ülkesi ve dolayısıyla çok farklı etnik gruplar yaşıyor.

Bunların birleşmesinden oluşmuş rus mutfağı aynı zamanda buna birazcık arap etkisi de girmiş dolayısıyla belli açılardan bizim damak tadımıza hirap eden mutfaklardan bir tanesi çünkü çok farklı kültürler söz konusu. Mesela bir şaşlık kebapına baktığınızda Gürcistan’dan gelmiş kebap olduğunu görüyorsunuz. Buna benzer farklı etnik kombinasyonu şeklinde özetleyebileceğimiz bir mutfak.

Moskova’da karşılaşılabilecek sorunlar nelerdir?

Moskova’da hırsızlık yaygın onun için turistlerin dikkatli olması gerekiyor. Kapkaçcılık var özellikle kalabalık yerlerde, yankesicilik yoğun olarak bulunabiliyor.

Kara borsa olarak size Ruble satmak isteyebilir fakat rubleler sahte çıkabilir. Onun içinde karaborsa bozdurmak yerine kontrol altında olan döviz bürolarında para bozdurmayı yada bankalarda para bozdurmayı tercih etmenizi öneririm.

Moskova çok enteresan bir şehir çünkü dünyanın en geniş metro ağlarından bir tanesi bulunuyor ve bazı turlarımızda biz Moskova metrosunu da programa koyuyoruz en azından insanlara bir kaç tane durak gösteriyoruz. Moskova metrosu hergün milyonlarca insan taşıyor ve adeta sanat eseri gibi yapmışlar metro duraklarını. Çok güzel mozaiklerle, freslerle, heykellerle süslemişler kendinizi bir müzeye girmiş gibi hissediyorsunuz ve bunları tehlike anında da kullanabilecek şekilde yapmışlar o yüzdende Moskova metrosu dünyanın en derin metrolarından bir tanesi.

Moskova’ya gitmek için yılın hangi dönemleri seçilmeli?

Bana göre Rusya’ya gidilecek en güzel dönem temmuz ayıdır. Haziran ve temmuz, bunun sebebi de beyaz geceler. Çünkü biliyosunuz Dostoyevski’nin meşhur romanı beyaz geceler de olduğu gibi bu dönemde güneş çok uzun dönemde varlığını sürdürebiliyor. Gece 2.00′ye kadar aydınlık oluyor hava ve sadece bir saat, iki saatliğine kaybolup sonra tekrar ortaya çıkıyor. Onun için beyaz geceler zamanı gitmek en uygunu. Kışın ve sonbahar da gidilmesini tavsiye etmem.

Kışın çok soğuk, sonbaharda çok yağışlı oluyor onun için en güzel dönemler ilkbahar ve yaz ayları. Seyahat öncesi hazırlıkla ilgili olarak gidecekleri döneme uygun şekilde giyinmeleri gerekiyor fakat yazın gitseler bile akşamları serin oluyor bu yüzden valizlere bir kazak konulması yada mevsimik bir mont alınması büyük bir fayda getiricektir çünkü özellikle Moskova aktarmalı olarak Saint Petersburg’a gidicekseniz gece çok soğuk oluyor çok yukarılara çıktığınız için hatta ağustostan sonra hava soğumaya başlıyor yavaş yavaş.

Şili Seyahati

Şili’ye ulaşım yolu nasıldır?

Şili‘ye gitmek için yola çıktınız. Keşke olsa da direkt gitseniz ama istemezsiniz. Çünkü en azından bir ayaklarınızın açılması gerekiyor. O zaman en güzel şey İstanbul’dan Paris’e bir uçak bileti almak ve Paris’ten aktarmalı olarak Şili’ye ve Şili’nin başkenti Santiago’ya varmak.

Tabiki bu 15 saatlik yolculuktan sonra, her ne kadar hava değişiminden dolayı ve zaman aşımından dolayı jetlag olsak da Şili’ye indikten sonra Şili’nin o güzelliklerini Santiago’yla birlikte Ant Dağı’nın eteklerini geçerekten yaşamaya başadıktan sonra işte niye bu kadar yolu teptiğinizi ve katettiğinizi hissederekten ve alışaraktan anlamaya başlayacaksınız.

O zaman hep beraber visesiz, yalnız tek bir pasaportla cebinizde 2 bileti hazırda bulundurmakta fayda var.

Şili’de nasıl bir tatil rotası çizilebilir?

Şili’ye kadar vardınız, kendinize program çizmek istediniz. Bence yola çıkmadan önce hemen bu programı not almanızda fayda var. Çünkü Santiago yalnızca baş şehirle bütünleşecek bir yer değil.

Ant Dağları‘ndan geçebildikten sonra onun eteklerindeki üzüm bağlarını görmeden geçmek -her ne kadar Fransızların bir eseri olsa da- şehrin içindeki 500 yıl geçmişi olan kathedrali ve şehrin içindeki diğer tarihi dokusu ve eseri bulunan binaları, eski şehri ve Fransızların yaşadığı mahalleleri görmeden geçmeyin.

Meryem Ana tepesi tabi ki şehre kuş bakışı bakılan çok güzel bir nokta.

Binyadelmar, yani zamanın üzüm bağlarının en güzel oldugu pasifik kıyısındaki şuanda en zenginlerin yaşadığı şehir, Val Peryso General Proşe‘nin dogdugu ve Şili’nin doğuş yeri olan noktadan bir tanesi; Şu anda parlamento binasının olduğu merkez. Her ne kadar depremlerden şuanda çok etkilenmişse de, yaşam standartları çok düşmüşse de, olmazsa olmaz görülecek yerlerden bir tanesi.

Peki ya Şili Pategonyası? Bence yaşanmadan geçilmeyecek muazzam bir doğa harikası Fiyotlarıyla birlikte.

Ya Paskalya Adaları? Dünyanın göbeği iddia edilen Rapunniyi kabilesinin yaşadığı yer. O zaman Şili baştan sona çölleri, dagları, denizleri, şehirleri ve paskalya adaları ve doga güzelligi olan Pategonyasıyla birlikte bir bütün. Bu rotayı yaşamak için yapacagınız tek şey şu anda çoktan Şili’ye varmış olmanız.

Şili’deki yemek kültürü nasıldır?

Güney Amerika ülke olarak Türkler için yemek açısından bol çeşitin olduğu bir kıta. Şili de zaten böyle bir ülke. Neden? Çünkü bir kere büyük baş hayvancılık çok geliştiginden dolayı zaten et ve et ürünleri, et mamüllerinde dana ve sıgırdan ve kuzudan yapılan çok güzel Parillalar var. Parilla, bu hayvanlardan toplanmış karışık ızgaranın bir çeşiti. Bunun yanı sıra Pasifiğe kıyısı oldugu için zaten denizden ne çıkıyorsa yemeye devam ediyorsunuz.

Tabi ki Şili usulü yapılanları var, bizim bildigimiz gibi yapılanları var; ama tavsiyem kesinlikle kılıç balıgının değişik versiyonlarını orda yeyin. Unutmadan bir şey söyleyeyim. Bu kadar güzelliklerin içinde olmazsa olmaz, her ülkenin milli bir içecegi vardır. Nasıl bizimki rakıysa, Fransızların şarapsa, Şili’nin de Pisko Sauel. Küçük bardaklarda sunulan o milli içecegi tatmadan dönmeyin. Ne olduğunu sormayın bence, bi tadın ondan sonra kararı siz verin.

Şili’nin coğrafi özellikleri nelerdir? Şili Nerede?

Türkiyeden yola çıktınız, dünyanın en batısına gideceksiniz. Neresine? Tabi ki Güney Amerika kıtasının en uç noktası olan Şili‘ye gideceksiniz. 15 bin km yola deger mi deger. Neden? 4 mevsimi bir arada yaşayacaksınız. Üribolivya Arjantine sınır olacaksınız. Ant dağları, Atakama çölleri, Pasifik Okyanusuyla bütünleşeceksiniz.

O zaman yapacagınız tek şey, en kısa zamanda dört mevsimi bir arada yaşayacagınız bu güzelliklerdeki; hem doga harikası, hem de tarihi dokuyu hep birlikte yaşamak istiyorsanız Şili için bir bilet cebinizde hazır olsun. Bir ülke düşünün ki dünyanın en yüksek dağlarına sahip olsun, ki bu Ant Dağları. Bir ülke düşünün ki, Ant Dağlarının gölgesinde kalmış gibi gözükse de kuzeyini kaplayan Atakama Çölü‘yle birlikte kuraklıgı versin.

Bir ülke düşünün ki bütün sahil şeridi Pasifik Okyanusu’na baksın ve o ülkeye ayrı bir hava versin. İşte denizin, güneşin, çölün ve karla kaplı daglar bir ülkeye 12 ay boyunda dört ayrı mevsimi aynı anda yaşatıyor. Dünyada tek ama yalnızca tek bir yerde. Nerede? İşte Şili’de.

Şili seyahatinde yaşanabilecek sorunlar nelerdir?

Şili halkı 500 yıl önce keşfedildikten sonra günümüze kadar halen o yerel gelenek ve göreneklerine bağlı olarak yaşamaya devam ettiğinden dolayı turistler için çok ideal tatil yapılacak bir yer haline gelmiş. Neden; çünkü insanların kendi işlerinden başka hiç bir şeyle alıp veremedikleri yok.

Yalnız şuna dikkat. Şili’de, özellikle de başkent Santiago’da -her ne kadar Şili halkı Türk turistler için zararsız gibi görünse de- Perudan, Molivya’dan gelen halka dikkat. Çünkü bunlar aç, fakir ve çalmaya, hırsızlığa meyilli oldugu için bence başkent sokaklarında ve Şili’nin diger sehirlerinde ziynet eşyalarınızı takıp sokaklara çıkmayın, ne olur ne olmaz. Bir Peru ve Molivyalıyla karşılaşmak bence istemezsiniz. Halklarını kötüledigimden degil ama Şili’ye gelenlerin asıl amacı, sebebi bu olduklarından dolayı, siz siz olun tatilinizi zehir etmemek için kapkaççılara dikkat edin.

Şili’ye hangi aylarda gidilmeli?

Şili’ye vardık, ama ne zaman vardık bu çok önemli; ki yine iklimden dolayı dünyanın diğer bir ucu olduğu için biz burda kış ayını yaşarken, sizler orda hem de pasifik okyanusu kıyısında denize girme fırsatınız olabilir.

Yalnız hava çok sıcak olduğundan dolayı kış aylarında yani; Aralık, Ocak, Şubat, hatta mart ve nisanda serilmeyin. Deniz o kadar sıcak değil. Bütün yıl boyunca deniz sıcaklığı genelde ortalama 12 derece eder. Çünkü biliyorsunuz, güneydeki buzullar kırıldıkça pasifik okyanusundaki akıntılarla birlikte denize karışıyor, karışan buzullarla birlikte hava 30-35 derece de olsa denizin su sıcaklığı 12 derece.

Belki de o güneşin sıcaklığını, yakan sıcaklığından en güzel serinlenme methodu ve yöntemi de 12 derecelik pasifik okyanusundaki sulara -serin sulara- kendinizi bırakmanız ve atmanız. Güney Amerika, yani sıcaklarıyla ünlü bir kıtanın üzerinde kar görmeden geçilir mi geçilmez… Nerde mi, işte Santiago’da Alp Dağları’nda biz burda yazı yaşarken onlar alpakalarını giymişler, pançolarını üstlerine giymişler, soğuk kardan ve kıştan korunmaya çalışıyorlar.

O zaman siz siz olun Aralık, Ocak, Şubat, Mart, Nisan’dan sonra gitmemeye çalışın. Çünkü zaten o zaman yaz Türkiye’ye çoktan gelmiş oluyor.