Category Archives for Avustralya Seyahati

Avustralya Seyahati

Avustralya’ya nasıl gidilir?

Siz siz olun, dünyaya eğer bir kere geldiyseniz dünyadaki 5 kıtayı vaktiniz ve imkanınız varsa gezmeye çalışın, ki bunların başında Avustralya’yı görmeden zaten bu dünyadan göçüp gitmeyin. Eğer dünyada kanguruların yaşamını, farklı o tabiat harikasını ve aborijinleri sizler kendiniz içiçe yaşamak istiyorsanız bence değer hiç durmadan en kısa zamanda bir Singapur Hava Yolu uçağına atlayıp Avustralya seyahati yapmak için yola çıkmanızı tavsiye ediyorum.

Ama 20 saat Sidney Cruise fotohavada, bir şekilde aktarmalı da olarak geçirmek istiyorsanız, o zaman tercihiniz Singapur Hava Yolları olsun. İstanbul-Dubai, Dubai-Singapur, Singapur-Avustralya, yani Sydney aktarmasıyla yaklaşık 20 saatte uçuyorsunuz.

Peki buraya geldiniz ülkeye girmek o kadar kolay mı? Hayır, değil çünkü eğer bir vize almaya kalkarsanız, 45 soruluk üniversite seçme ve yerleştirme sınavındaki sorulardan daha da beter ve zor soruları cevaplayıp geçerseniz, işte o zaman Avustralya’ya girebilirsiniz. Bunlara değer mi?

Avustralya’da nasıl bir yemek kültürü var?

Dünyada belkide Türklerin yemek bakımından sorun çekmeyeceği en nadir ülkelerden biri Avustralya. Bir kere okadar çok Türk restoranı var ki burdan giden Türk kardeşleriminiz açtığı, en kötü şartlarda Türk yemeklerine sarılabilirsiniz ama gerek yok çünkü Avustralya’da çok büyük bir barbekü yeme hastalığı var ve mangal hiç sönmüyor evlerinde. Bu yüzden zaten ağırlıklı et ve gerçekten belkide tabiki Türkiye’de olmayan deniz ürünlerinin olduğu menüye sahipler restoranları.

Ancak tabi ki Türkiyedekiler ne kadar lezzetli olsa da, eğer deniz ürünü seviyorsanız hani derler ya denizden babam çıksa yerim; o zaman Avusturalya’ya gitmişken denizden değil babanız, ne çıksa yiyin çünkü gerçekten tadına doyum olmuyor.

Avustralya seyahatinde ne tür sorunlar yaşanabilir?

Dünyada belki de suç oranının biz Türkler için, özellikle turist olarak gittigimiz zaman, hemen hemen Sidney fotohiç yok denecek kadar az olduğu ülkelerden bir tanesi. Bu yüzden gönlünüz rahat bir şekilde sokaklarda gezebilirsiniz. Tabi ki suç var, yok degil ama en azından bizleri etkileyecek kadar yok.

Bu yüzden insanların da ilişkileri zaten belli bir kalitenin üzerinde oldugu için, okuma yazma oranıda %90′ların üzerinde olduğu için, insan ilişkileri o kadar kolay ki; böylelikle gezeceginiz rota esnasında insanlarla birebir ilişkilerinizde insanlarla sorun yaşamıyorsunuz, tam tersine orada yaşayan Türklerinde çokluğu sizin bu gezininizi daha keyifli bir hale getiriyor. Her ülkenin belirli bir gelenek ve görenekleri vardır.

Aslında bu onların gelenek ve göreneklerindeki yerel yerli kabileleri aborjinler ama tabiki bunlar halkın içinde yaşamadıkları için biz onlara uzağız ama onlardan gelen gelenek göreneklere bağlı kalaraktan insanların seviyeli karşılıklı saygılı, sorulduğunda sorulara anında cevap veren, yol gösteren insan topluluğundan oluşması Avusturalya halkını farklı kılıyor. Bu yüzden de zaten dışardan turist olmanın dışında insanları pek fazla aralarına kabul etmiyorlar.

Avustralya seyahati için nasıl bir rota çizilebilir?

Avustralya’ya gittik, nereleri görecegiz? Bunlar önemli… Tabiki olmazsa olmaz, görelmezse görülmez Sydney, Melbourne, Brisbane, Perth, Adelaide bunlar bi kere başlıca görülmesi gereken yerler. Peki bunlar için ne kadar bir süre gerekir diye düşünürseniz yaklaşık olarak 7 gün ile 10 gün arasında bir süre ayırmanız gerekir.

Sydney’e geldiniz, ne göreceksiniz? Sydney bana göre, dünyanın İstanbul’dan sonra gelen sayılı ilk üç ya da dört şehrinden biri. Burada Darling Harber istiridyeden yapılmış olan opera binası ve Sydney’in şehir dışındaki Blue Mountain, yani mavi dağları ve aborjinlerin köylerindeki yaşantılarını görmeden geçmeyin ama bununla kalmayın. Çünkü daha gideceğiniz çok yer var, eğer ki Melbourne’ye geçerseniz burada 12 Apostels adlı dev kayalardan oluşan 12 milyon yıl önce yapılmış olan, orjinal, dünyanın oluşumuyla meydana gelmiş değişik şekillerdeki kayalardan oluşan bu adayı görmeden geçmeyiniz fakat daha bitmedi. Çünkü gideceğiniz bir çok yer var.

İşte bunlardan bir tanesi Philip Park ve Philip Ireland. Buraya gittiğiniz zaman, burada hem penguenlerin yaşamını, hem de aynı zamanda Avustralya’daki kanguruların yaşamını, onları besleyerekten, onlarla iç içe yaşayaraktan geçirebilirsiniz. O zaman hiç durmadan, vakit geçirmeden haydi Avustralya’ya.

Avustralya’ya hangi aylarda gidilmeli?

Avustralya’da çok değişik enteresan bir iklim var. Biz de yaz 3 ay Avustralya’da da 3 ay ama ne zaman? Ocak, Şubat, Mart fakat okyanus iklimi, yani fırtına karasal iklimle bütünleştigi zaman. İşte geriye kalan bütün aylarda maalesef hava sıcaklığı Avustralya’nın kuzey bölgesi hariç, bütün kıyı şeridinde tamamiyle soğuk yağışlı ve fırtınalı bir havaya dönüşüyor. Yani yapacağınız tek şey var, Ocak, Şubat, Mart‘ta gittiniz gittiniz ama Mart’tan sonra başlayan Nisan yağmurlarıyla birlikte Kasım sonuna, hatta Aralık ortasına kadar.

Eğer ki Avustralya’ya gitmek istiyorsanız, o zaman bence en güzeli evinizde oturup Avustralya’yı televizyondan izlemeye devam etmek. Okyanus ikliminin en ağır şartlarda etkili olan şehirlerinden biri Sydney, sonra Melbourne, sonra Brisbane ki bu 3 şehir ve Adelaide, aynı zamanda 4 şehir denize sıfır olması bakımından, denizden gelen okyanusun fırtına ve karasal iklimleriyle bütünleştigi o soğuk, serin, etkili ve yağışlı ve kasırgaların oluştugu en etkili yerleşim birimleri, bu yarım ay şeklindeki okyanusa bakan kısmında görülüyor.

Avustralya seyahatinde hangi aktiviteler mutlaka yapılmalı?

Avustralya’ya vardığınız zaman ki Ocak, Şubat, Mart en önemli 3 ay. Bunun dışında zaten her hangi bir şey yapmak istiyorsanız, bence çok yanlış bir mevsim seçmiş olursunuz. Bir kere muhakkak oraya gitmişken bir kanguru besleyin. Bu en keyifli şeylerden bir tanesi. Bütün milli parklarda size bu imkanı zaten sunuyorlar. Bunun yanı sıra penguenlerle orada okyanus kıyısındaki milli parkların üzerinde bire bir iletişime geçip, belki de dünyada yaşayamayacağınız bir güzelliği yaşayabilirsiniz.

Bunun yanısıra eger ki sörfe meraklıysanız dünyanın en ünlü sörf plajları tabi ki Avustralya’da. Sydney’de, Melbourne’de, Adelaide’de ve bütün kıyı şeritlerinde. O zaman sörfünüzü alıp, hiç durmadan en kısa zamanda bir Avustralya seyahatine çıkabilirsiniz. Yalnızca bunlarla sınırlı değil tabi ki Avustralya’da yapabilecekleriniz.

Bir aborjin köyüne gidip, onların yerel yaşamını görüp, onlar gibi yaşayıp aborjinlerin hake danslarını ögrenip, aborjinlerle birlikte bir hafta geçirebilirsiniz. Eğer bunların hepsine birden hazırsanız, o zaman hiç durmayın bavulunuzu toplayın ve Avustralya için bir biley şimdiden alın.

Yeni Zelanda Seyahati

Yeni Zelanda’nın en çarpıcı özellikleri nelerdir?

Yeni Zelanda’da beni etkileyen çok şey oldu ama ilk etkilendiğim vizesi oldu. Çünkü vize almak için çok uğraşmanız gerekiyor. Çok zorlukla vize veren ülkelerden biri Yeni Zelanda. Sayfalarca form dolduruyosunuz. 20 sayfa civarında.

Fakat ülkeye gittikten sonra bunu anlayabiliyorsunuz çok güzel bir ülke, çok güzel muhafaza edilmiş ve hiç bir şekilde bunun bozulmasını istemiyolarlar. Doğasından çok etkilendim, inanılmaz bir doğası var. Çok yeşil bir ülke ve hiç bir şekilde vahşi hayvan yok. Kurt yok, kuzulara saldırabilecek tilki yok, ayı yok, yılan yok, sadece bir çeşit örümcek var o yüzden mesela kivi dedikleri ülkenin sembolü olan kuş uçamıyor. Çünkü herhangi bir tehlike olmadığı için uçma yetilerini kaybetmişler.

Bütün büyük şehirlerde muhteşem botanik bahçeler var, yeşilin envayi çeşidini görebiliyorsunuz. Aynı zamanda hayatın ne kadar yavaş aktığını gördüm, yani oraya gittiğinizde kendinizi apayrı bir dünyada hissediyorsunuz ve bizim burdaki gündelik hayattaki kargaşadan, koşuşturmadan tamamen uzakta yaşıyorlar, bundan çok etkilendim.

Bir de uykum çok etkilendi, çünkü 11 saatlik fark var ve 25 saat gibi bir yolculuktan sonra vardığınızda Yeni Zelanda’ya, geceniz gündüzünüze karışıyor; jetlag dedikleri olayı yaşıyorsunuz, bir kaç gün kendinize gelemiyorsunuz.

Yeni Zelanda’da görülmesi gereken yerler neresi?

Yeni Zelanda’ya gittiğinizde çok güzel şehirler var keşfetmeniz gereken. Okland’la başlayabilirsiniz. Okland, Yeni Zelanda’nın en büyük şehri; adete bizim istanbul gibi. Bunun dışında görmeniz gereken yerlerden bir tanesi Rotorova. Orda da Maori kültürünün ilginç yönlerini tanımanız söz konusu.Aynı zamanda Rotarova’da gayzerler var, birazcık bizim Pamukkale’ye benzeyen bir yer. Biraz daha aşağılara indiğimizde Napiyer var. Napiyer’in özelliği dünyada güneşin ilk doğduğu şehir olması ve burası 1931′deki depremden sonra yeni baştan inşa edildiği için artık deko mimarının başkenti diye geçiyor ve çok güzel art deko binalar var. Aynı zamanda Napiyer Yeni Zelanda şaraplarının üretim merkezlerinden bir tanesi olarak geçiyor.

İki adadan oluşan bir ülke Yeni Zelanda. Kuzey adası ve güney adası. İki adanın birleştiği noktada Wellington var, Wellington başkentleri. Çok güzel bir şehir, mutlaka görülmesi gereken yerlerden bir tanesi. Güney adasında aynı zamanda görülmesi gereken yerlerden bir tanesi Christ Chirch.

İngiltere dışındaki en İngiliz şehir olarak kabul ediliyor. Eğer Dunedin’a giderseniz çok güzel bir doğa görüyorsunuz ve çok yeşil bir ülke Yeni Zelanda. Dunedin bunu görebileceğiniz şehirlerden bir tanesi. Spora meraklıysanız Quins Dağı‘na gidebilirsiniz. Doğa en öncelikli tercihinizde ise Yeni Zelanda’nın fiyorklarını da ziyaret edebilirsiniz çünkü bana göre en güzel fiyorklar Yeni Zelanda’da bulunuyor.

Yeni Zelanda’ya ulaşım nasıl oluyor?

Yeni Zelanda’ya tabiki uçarak gitmekten başka çareniz yok. Çünkü Türkiye’den gidebileceğiniz en uzak ülke konumunda. Bir kaç aktarma yaparak gitmeniz gerekiyor. Bunlardan bir tanesi Dubai-Singapur üzerinden gitmek.

Mesela Singapur hava yoluyla uçtuğunuzda önce bir 4 saatlik bir Dubai uçuşu var, ardından bir 7 saat Singapur’a uçuyorsunuz. Ondan sonra da bir 10 saat oklanda uçuyorsunuz yada Amirates hava yoluyla direkt Dubai üzerinden Okland’a uçmanız da söz konusu, fakat toplam uçuş miktarı 25 saati geçebiliyor aktarmalar, beklemelerle beraber. O yüzden de çok uzaklarda bulunuyor.

Eğer Avusturalya’dan gidecekseniz Avusturalya’nın büyük şehirlerinden de Okland’a uçabilirsiniz, yaklaşık 3 saatlik bir uçuşla Sydney’den Okland’a ulaşmanız mümkün. Gemiyle gidecekseniz de Avustralya’dan gidebiliyorsunuz fakat bu da en azından 2 günlük bir yolculuk anlamına geliyor.

Yeni Zelanda’da nasıl alışveriş yapabiliriz?

Yeni Zelanda’da çok güzel hediyelik eşyalar bulabiliyorsunuz, özellikle müzelerin hediyelik eşya satan dükkanlarında çok enteresan şeyler var. Bunlardan bir tanesi Rotaroa’da bulunan Maori Kültür Merkezi’nin alışveriş merkezi. Burada mesela denizden çıkan mavi midyeler var, onlardan yaptıkları çok güzel hediyelik eşyalar var. Aynı zamanda Maori kültürünün ağaçtan yapılmış olsun, farklı maddelerden yapılmış olsun, güzel farklı eserlerini de bulmak söz konusu.

Ülkede tabii ki çok fazla büyükbaş ve küçükbaş hayvan olduğu için deri eserler de bulunabiliyor, deri alabilirsiniz. Deriden yapılma meesela çok şık terlikler bulunabiliyor. Deri yelekler var, deri ceketler var, ayrıca koyun şekline sokulmuş çocuklar için deri çantalar var, bu tarz da hediyeler bulmanız mümkün.

Yeni Zelanda’danın iklimi nasıldır?

Yeni Zelanda güney yarım kürede bulunuyor, dolayısıyla bizde kış olduğunda Yeni Zelanda’da yaz mevsimi yaşanıyor. Bu nedenle Aralık, Ocak, Şubat aylarında giderseniz çok güzel bir iklimle karşılaşabilirsiniz ama Yeni Zelanda çok rüzgarlı bir ülke.

Aynı zamanda Avusturalya’ya göre daha güneyde kaldığı için çok sıcak olmuyor. Mesela eğer gittiğiniz ay Aralık ayıysa -ki yazın başladığı zaman dilimi oluyor- sıcaklık 20 derece civarında. Bu yüzden yanınıza mont, kazak türü şeyler almanız gerekiyor, özellikle akşamları kullanmak üzere. Yazın gittiğinizde, tabi etraf yemyeşil, dünyanın en yeşil yerlerinden bir tanesi Yeni Zelanda ve en güzel tarafı da bizde kış olduğunda sıcak olan bir ülkeye yaz olan bir ülkeye gitmeniz.

Yeni Zelanda’da yiyebileceğimiz yemekler nelerdir?

Yeni Zelanda sonuçta bir ada ülkesi ve denizlerle çevrili olduğu için deniz ürünlerini mutlaka tatmanız gerekiyor. Bizim bildiğimiz balıklar dışında okyanus balıkları da var. Yeni Zelanda’da deniz ürünleri muhteşem, ıstakozundan tutunda, karidesine kadar; özellikle midyeleri meşhur, mutlaka denemeniz gerekiyor. Bunun dışında Yeni Zelanda dünyanın en fazla et ihraç eden ülkelerinden bir tanesi. Bu gün Avrupa’da olsun, Amerika’da olsun, bütün restoranlarda Yeni Zelanda eti satılıyor. Hatta Beaf Wellington diye Wellington bifteği isimli yemekleri bile var. Onun için muhakkak et yemeniz gerekiyor. Eğer koyun eti seviyorsanız, zaten çok sayıda koyun olduğu için, ülkede koyun eti çok güzel. Et ağırlıklı yemekleri olan bir ülke. Eğer Okland’a giderseniz Okland’ta çok sayıda Türk dönerci de görebiliyorsunuz. Değişik isimler taşıyan Türk restoranları da bulunuyor.

Fakat bir şeyi hatırlatmakta fayda var. Yeni Zelanda gece hayatının çok geç saatlere sarkmadığı bir ülke. Okland’ta güzel bir gece hayatı görebiliyorsunuz Wellington’da da görebiliyorsunuz ama diğer taraflar daha sakin ve restoranlara gittiğinizddee çok geç kalmamanız gerekiyor, çünkü çok erken saatlerde yemek yiyorlar. Saat 9-10′dan sonra pek fazla yiyecek bulamayabiliyorsunuz. Ayrıca servis çok yavaş, Yeni Zelandalılar hayatın tadını çıkaran, aceleye getirmeyen insanlar; o yüzden bizim gibi çok hızlı bir servis beklememek gerekiyor.